Rent a Car İşini Gerçek Sahiplerine Bırakalım
Ticaret Bakanlığı'nın motorlu kara taşıtlarının kiralanmasına ilişkin yeni yönetmeliği 15 Ağustos 2026 tarihli ve 33341 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı; yönetmelik 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girecek. Derneğimiz bu düzenlemeyi değerlendirirken, sektörümüzün bugünkü tablosunu doğru okuyabilmek için biraz geriye gitmek istiyor.
2007 öncesinde rent a car firmaları araçları yüzde 18 KDV ile satın alıyor, bir süre filoda çalıştırdıktan sonra şirket envanterinden yüzde 1 KDV ile satış/çıkış yapabiliyordu. Bu, gerçek anlamda kiralama işi yapan işletmeler için makul bir teşvikti. Ancak asıl işi araç üretmek ve satmak olan büyük otomobil satıcıları bu avantajı farklı bir amaç için kullanmaya başladı: sıfır kilometre araçları önce kendi bünyelerindeki bir rent a car firmasına "satıp" plaka taktırıyor, ardından bu araçları müşterilerine "2. el sıfır araba" olarak satarken envanterden yalnızca yüzde 1 KDV ile çıkış yapıyorlardı. Aradaki KDV farkı bu grupların elinde birikiyor ve başka işlerinde vergi avantajına dönüşüyordu.
Devlet bu suistimalin önüne geçmek için, araçların envantere giriş şekli ne olursa olsun tüm rent a car firmalarının tam KDV ile çıkış yapmasını zorunlu kıldı. Amaç büyük sermaye gruplarının bu vergi avantajını kötüye kullanmasını durdurmaktı; ama sonuçta zarar gören, avantajı suistimal eden büyük gruplar değil, gerçekten bu işi yapan firmalar oldu. Sektörün yıllardır taşıdığı önemli bir avantaj, büyük sermaye gruplarının araç satma ve vergi avantajı elde etme iştahına kurban gitti.
Yeni yönetmelikteki 6 yaş / 180.000 km sınırının, müşterilerin nispeten yeni araçlarla hizmet alması ihtiyacından doğduğunu düşünüyor ve bunu makul buluyoruz. Ancak bunu tamamlayacak bir kural olmadan bu düzenleme eksik kalacaktır: bir rent a car firmasının envanterine kiralık araç olarak kayıt edilen bir araç, en az 3 yıl ya da 100.000 km'ye ulaşmadan satılmamalıdır. Aksi halde, büyük sermaye sahiplerinin bizim işimiz üzerinden kendi işlerini yürütme iştahı kesilmeyecektir.
Bugün rent a car işi yapan, ama asıl faaliyeti bu olmayan pek çok kurum gözlemliyoruz: bazı bankalar, neredeyse tüm araç üreticileri ve ithalatçıları, büyük araç bayileri; son dönemde bazı tasarruf finansman kuruluşları da artık müşterilerine araç kiralar hale geldi. Gözlemimize göre bu kurumların asıl amacı araç kiralamak değil, araç satmak; devletin sıfır araçta karaborsayı önlemek için koyduğu "6 ay veya 6.000 km dolmadan satılamaz" kuralını dahi, araçları toplu alıp toplu alım indirimlerinden yararlanarak, 6 ay/6.000 km dolar dolmaz satarak aşabiliyorlar.
Gerçek işi rent a car olmayan bu kurumların bizim işimizi yapmaması, kendi asıl faaliyet alanlarına dönmelerinin sağlanması için, envantore kiralık araç olarak kayıtlı bir aracın en az 3 yıl veya 100.000 km oluncaya kadar satılmaması doğru bir karar olacaktır. Hakkımızda çıkan bir yönetmelik, bu mesleği gerçekten yapan kişi ve işletmelerin haklarını korumalıdır.
Bu işe başladığımız 30-35 yıl önce, uluslararası rent a car markalarının Türkiye temsilcilikleri hep turizm şirketleri tarafından yürütülürdü. Bugün ise bu uluslararası markaların sahipleri ya bir araç ithalatçısı/üreticisi ya da çok yüksek satış rakamlarına ulaşan büyük bayiler haline geldi. Bu sistemsizlik ve kuralsızlık rent a car firmalarını zorda bıraktığı gibi, gerçek turizmci şirketlerin yerini sürekli kâr büyütme zorunluluğundaki işletmelerin almasına yol açtı; turizm bile kârdan sonra gelen bir iş koluna dönüştü. Bu tür sebeplerle Türkiye'de turizmin ilerlemesi yavaşladı, hatta durma noktasına geldi.
GEAKİD olarak talebimiz nettir: hakkımızda çıkan yönetmelik, rent a car işini gerçek sahiplerine, bu mesleği hakkıyla yapan kişi ve işletmelere bıraksın; onları koruyup kollasın. Konu hakkındaki görüşlerinizi yazımızın altındaki yorum bölümünden bizimle paylaşabilirsiniz.